Aksesuar ve Soğutma Ürünleri Uğur Soğutma’da

23 Kasım 2017 Perşembe

Aksesuar ve Soğutma Ürünleri Uğur Soğutma’da
                                                                                        
Bir derin dondurucuya sahip olduktan sonra, en basit işlemler için bile servis çağırmaktan sıkılmış olabilirsiniz. Sadece basit bir temizlik yapmak için dahi yetkili servislerin yardımına başvurma zorunluluğu, bir yerden sonra sıkıcı hale gelebiliyor. Yanlış anlamayın: Uğur Soğutma tarafından üretilmiş bir derin dondurucu kullanıyorum ve bugüne dek servis ile hiçbir sorun yaşamadım. Her zaman çağırdıktan en fazla birkaç saat sonra gelip, işlerini hızlı ve profesyonel bir şekilde tamamladılar. Ancak halen dezenfeksiyon ve genel temizlik gibi işlemleri kendim yapabilmek istiyorum.
Uğur Soğutma’nın yeni aksesuar ve soğutma ürünleri serisine bu nedenle bayıldım. “Uğur Pratik” adıyla satılan bu seri, hem derin dondurucular hem de buzdolapları için kullanabileceğiniz birbirinden faydalı ve kullanışlı ürünlerden oluşuyor. Derin dondurucunuzun ve diğer beyaz eşyalarınızın uzun ömürlü ve sağlıklı çalışmasını sağlayan Uğur Pratik serisi, beyaz eşyalarınızı en üst performans ile kullanmanız da olanak tanıyor. Ev ve ofis hayatını kolaylaştırmak için tasarlanmış Uğur Pratik serisi, sadece Uğur Soğutma markalı ürünler için değil: Diğer markaların derin dondurucu ve buzdolapları için de kullanılabiliyor. Derin dondurucu ve beyaz eşya modellerinin uzun ömürlü olmasını ve sağlıklı çalışmasını sağlayacak ürünlerden oluşan seri, günlük kullanımda karşılaşılan pek çok sorunun servis çağırmaya gerek kalmadan halledilebilmesini sağlıyor.
                                                                  
Hâlihazırda, Uğur Pratik serisinde kireç önleyici, sebil bardaklık, su sebili temizlik ve dezenfeksiyon, Uğur ikram seti, soğutucu ve dondurucu temizleyici, tel ve plastik sepet ürünleri yer alıyor. Bunların hepsi de kendi özel paketlerinde satılıyor ve nasıl kullanmanız gerektiği ya paket üzerinde, ya da paket içinde detaylı bir şekilde izah ediliyor. Uğur Pratik serisinde satışa sunulan ürünlerle, klima temizliğini dahi kendiniz yapabiliriniz. Hem ürünleri incelemek, hem de uygun fiyatlarla sipariş vermek için https://satis.ugur.com.tr/ adresini ziyaret etmenizi tavsiye ediyorum.
Bir boomads advertorial içeriğidir.

NEUTROGENA Deep Moisture Ekspres Vücut Spreyi

8 Kasım 2017 Çarşamba

NEUTROGENA Deep Moisture Ekspres Vücut Spreyi
SELAMLAR,
Bundan sonra çarşamba günleri mümkün olduğunca kullandığım ürünler ile ilgili yorumlarımı sizlerle paylaşmak istiyorum.
Yazın elimden düşürmediğim vücut nemlendiricisi,çok beğenerek kullandım ondan dolayı sizlerle de paylaşmak istiyorum.

NEUTROGENA Deep Moisture Ekspres Vücut Spreyi



Lazer epilasyondan sonra ciltte bir kuruma oluyor maalesef bende o durumu yaşıyorum. Epilasyon sırasında içeriğinde A ve E vitamini olmayan nemlendiriciler tavsiye diliyor. Elimde önerilen vücut nemlendiricisi bitince bu ürünü nereden aldığımı tam olarak hatırlayamasam da Gratis veya Watsons olma ihtimali çok yüksek ,indirimde olduğundan ve bu markanın el kremlerini beğenerek kullandığım için aldım.

Ürün  200 ml.lik deodorant kutusu tarzda bir kutuda ve sprey formunda.
hem dik hem de ters şekilde kullanılabileceği ifade ediliyor.



Banyodan sonra vücudunuzu havlu ile kuruladıktan sonra ya da kurulamasanız bile kolayca cilt tarafından emilen bir yapısı var. Anında emiliyor ve yapış yapış bir his bırakmıyor.
Sprey formunda olması ve her açıdan kullanılabiliyor olması bana çok işlevsel geldi.Vücut nemlendirmesi için özel zaman ayırmayanlara için  ideal bir ürün.



Ben bu ürünü çok severek kullanıyorum nemlendirme özelliği benim cildim için yeterli geldi.Çok çok kuru ciltli bir kişi için bilemiyorum ne kadar yeterli olur nemlendirmesi ama .Tekrar alıp kullanabileceğim bir nemlendirici.
,Sizlerinde özellikle sprey formunda tavsiye edebileceğiniz vücut nemlendiricisi varsa denemek isterim...
Yorumlarınızı eksik etmeyin,
Sevgiyle kalın.....


LİMONLU KEK

6 Kasım 2017 Pazartesi

LİMONLU KEK
Bu aralar  yazacak konularım var ama okul yoğunluğu, ev yoğunluğu derken bilgisayar başına geçemiyorum. Çok uzatmadan hafta sonu kızlarla birlikte  yaptığımız limonlu kekin tarifini sizlerle paylaşayım istedim.

LİMONLU KEK
MALZEMELER:
*3 yumurta
*1,5 bardak şeker
*1 bardak süt
* 1 çay bardağı sıvı yağ
*1 limon kabuğu rendesi
*5 kaşık limon suyu
*kabartma tozu
*Vanilya
*2,5 bardak un

YAPILIŞI:
Aslında çok ta anlatmaya gerek yok.Şeker ve yumurtayı iyice özdeşleşinceye kadar çırpıyoruz ardından sıvı malzemeler ve en son unu ekleyip tahta kaşıkla karıştırıp 180 derecede pişiriyoruz..



Kek alında hepimizin bildiği bir tarif ama çocuklarla vakit geçirmek için de güzel bir eğlence oluyor aslında , yazıyı yazarken neden kızları fotoğraflamadım diye hayıflandım birden ....
Bir sonraki birlikte yaptığımız etkinlikte diyeyim onları da fotoğraflıyayım...

NOT: Bu tarifin limon aroması bana biraz az geldi bir daha ki yapışıma 2 limon kabuğu rendesi ve daha çok limon suyu ekleyeceğim....

Sevgiyle kalın,
Yorumlarınızı eksik etmeyin.....





BİTENLER & ÇÖPE GİDENLER 3

19 Ekim 2017 Perşembe

BİTENLER &  ÇÖPE GİDENLER  3
Yazımı yazmak için biten malzemeleri çıkarınca ne kadar zamandır bunları biriktirdiğimi düşündüm ve en son bitenler yazımı Nisan'da yazmışım.Yani bayağı bir malzeme olmuş elimde çok uzatmadan lafı gelelim bitenlere

PARFÜM & DEODORANT 


Bu grupta bitenler;
Avon Rare Pearls
Avon Rare Gold
Avon Incandessence
Avon Indıvıdual Blue (eşimin)
Nıvea Double Effect Deodorant
Dove Deodorant
Adidas Roll-on

*Avon'un parfümlerini çok beğeniyorum ve fiyat olarak ta ekonomik geliyor ve severek kullanıyorum .Özellikle "Rare Pearls" ve Incandessence" en sevdiğim kokuları ,denk geldikçe de alıp kullanmaya devam ederim.
Fakat "Rare Gold" bana çok ağır geldi tamamen denemek için almıştım ama bir daha alacağımı sanmıyorum.
Dove deodorant seyehat boyu hediye gelmişti ama sporda küçük olması çok işlevsel geldi...

DUŞ JELLERİ



Bu grupta;
Palmolive Body Butter Vanilya Aşkı
Spumy Duş jeli
Diğer ikisi Almanya'dan

Duş jelinden siz neler bekliyorsunuz bilemiyorum ama benim çok bir beklentim olmadığı için yazacak ta çok bir şey yok.
Palmolive'i kızım çok beğendiği için almıştık.
Spumy Marka duş jeli firma gönderisi hoş bir kokusu var beğenmiştim.
Diğer iki duş jelini Almaya'ya taşınan komşularımız tatil için Bursa'ya gelince bizlere getirmişlerdi.

ŞAMPUANLAR



Dalan O'live Zeytinyağlı Şampuan
Dove Oxygen Moısture Şampuan
Nature Touch Şampuan

Dove Şampuan "Dene Bunu" gönderisi birkaç kullanımlık sonuca göre fena değildi.
Dalan'ı ise içeriğinde paraben,silikon,PEG, SLES olmadığı için aldım fakat benim saçıma çok uygun gelmedi çok çabuk yağlandırdı saçımı onun için bir daha tercih etmem sanırım.
Diğer şampuanı da bu yaz gittiğimiz Midilli Adası'ndan aldım açıkçası gördüğüm en ucuz şampuan olduğu için (tabi ki euro olarak,bizim paraya göre hiçte uyguna gelmedi:)) aldım kullandık ve bitti...........

EL KREMLERİ



Bir avon alışverişim sırasında Avon Care el kremini almıştım.Bitirdim ama çok memnun kalmadım ellerimi yeterince nemlendirmedi. Bir daha alacağımı zannetmiyorum...
Komili el kremi günlük kullanım için uygun fiyatı   da makul,Tercih edilebilir.

DİĞERLERİ



Opti-Free Lens Solüsyonu
Suna Dumankaya Hassas Cilt nemlendiricisi
La Roche Posay Termal Su
Avon Argan Yağlı Saç Serumu
Loreal Mıcellar Su
Loreal Skın Perfection Göz kremi
Flormar Radiant Touch Brush Concealer
iki adet dudak kalemi
Isana Pamuk Ped

Sürekli lens kullanan biri olarak hangi lens solüsyonunda kampanya varsa onu alıyorum.
Suna Dumankaya ürünlerini severek ve beğenerek kullanıyorum.Bu ürün ile de ilgili yorumlarımı okumak isterseniz BURAYA tık tık...
La Roche Posay Termal su Eczaneden hediye olarak verilmişti.yazın özellikle güneşlendikten sonra cildimi nemlendirme amaçlı kullandım özellikle soğutup kullanmak çok işlevsel geldi...
Avon argan yağlı saç serumu özellikle kızımın ince telli saçlarını açıp taramada çok faydalı onun için kullanıyoruz.
Loreal Mıceller su Hediye geldi bana seyahat boyu olmasına rağmen Garnier'e göre çok beğendim elimdeki bitince büyük boyunu almayı düşünüyorum.
Loreal Skın Perfectıon  göz kremi açıkçası çok farkını hissetmediğim bir krem pardon sadece krem değil kapatıcı özelliği de var. Fakat  ona rağmen çok olumlu puan almadı benden belki az bir aydınlatma yaratıyor olabilir göz altında..Sanırım bir daha almam.
Flormar Concealer daha evvel inceleme yazısını yazmıştım okumak isterseniz BURAYA tıklayabilirsiniz.
Açmakta artık zorlandığım için markasını hatırlamadığım iki adet dudak kalemi de bitenlerde
Isana Pamuğu sadece bloglarda bitenlere koyduklarını gördüğüm için kalabalık olsun diye koydum :)))))))

VE ÇÖPE GİDENLER



Oriflame One Maskara
Flormar Kaç farı
Essence Far Paleti
Rival De Loop Göz Kalemi

Oriflame One Maskara kirpikleri dolgun gösteriyor ama o kadar zor temizleniyor ki kirpiklerden ve kirpikler resmen kolalanmış gibi çok aşırı sert oluyor ve görüntü olarak benim çok hoşlandığım bir duruş olmuyor bu özelliğinden dolayı kullanmak için hiç elim gitmiyor onun için malesef çöpe gidiyor.
Flormar kaş farını çok severek ve beğenerek kullanıyordum ki durduk yere bir-iki gün içinde kendiğilinden dağılınca kullanmak çok zor olduğundan o da çöpe gidenlerden oldu.
Essence Far paletini İzmir Rossman'dan almıştım.Renkleri çok beğenerek aldım ama pigmentasyonunu hiç beğenmedim ve üstüne üstlük kendiğilinden kapağı kırılınca kullanmak içimden gelmediği için çöpeeee..............
Rival De Loop göz kremi beyaz renk göz içi için aldım ama malesef  boyamıyor onun için onu da çöpe gönderiyorum..............

Evet benim "Bitenler ve Çöpe Gidenler" şimdilik bu kadar sanıyorum bir daha bu kadar biriktirmem.
Yorumlarınızı Eksik etmeyin,
Sevgiyle Kalın...



LOREAL SAF KİL ARINDIRICI MASKE

8 Ekim 2017 Pazar

LOREAL SAF KİL ARINDIRICI MASKE
Mümkün olduğu kadar cilt bakımıma dikkat etmeye çalışıyorum.Makyajımı hemen temizlerim nemlendirici muhakkak kullanırım.haftada bir peeling ve maske uygulamasına dikkat ederim.Bu konuda meraklıyımdır da değişik markaları deneyimlemeyi severim.
Ama sonuçta bu ürünleri tercih ederken önceliği bütçem oluşturuyor malum sadece kendimizden mesul olmayınca bütçe önemli oluyor. İhtiyacım olan ürünü almak istediğim dönemde ayıracağım bütçe alacağım markayı da etkiliyor tabi ki...  Yine bütçemin çok geniş olmadığı bir dönemde aldığım bir maske bu....
Ne zamandır da bu ürünü yorumlamak istiyordum. Fiyatını çok makul bulunca alıp denemek istedim ama sonuç çok hoşuma gitti....

LOREAL SAF KİL ARINDIRICI MASKE


Ürün 50 ml. lik cam kavanoz içinde.Kapağının altında koruyucu bir kapak daha var.Yoğun kıvamlı bir maske. Kullanırken fırça veya spatula ile kullanmak daha faydalı olacaktır diye düşünüyorum . Ben bu maskeyi fırça yardımı ile uyguluyorum.




Kutusunda 10 kullanımlık olduğu yazıyor ama 10 kullanımdan daha fazla gideceğini düşünüyorum.Ben bayağıdır kullanıyorum sanıyorum 7 veya 8  oldu diye düşünüyorum.

İçeriğinde üç saf kil ve okaliptüs özü var zaten kavanozun kapağını açınca yoğun kokuyu hissediyorsunuz. Bloglarda bu kokuyu rahatsız edici bulanların olduğunu okumuştum ama beni rahatsız etmedi. 3 Saf kil olarak "Arı kil"i, "Montmorillonit Kil"i, "Rhassoul kil"i bulunuyor.

Loreal Saf Kil arındırıcı maske kullanım önerisi olarak haftada 2-3 kere olarak tavsiye ediliyor. Ben genellikle 1 veya 2 kez uyguluyorum. İnce bir tabaka olarak fırça ile sürüyorum kurumasını bekliyorum ortalama 5-7 dakika arasında kuruyor.Zaten kuruyunca rengi değişiyor böylece yıkamanız gerektiğini anlıyorsunuz zaten.Ben bol suyla yüzümü yıkayarak maskeyi temizliyorum.Bazen arınmayabiliyor çünkü.

Maskeyi uyguladıktan sonra cildim daha berrak, aydınlık ve parlak  görünüyor. Cildimin kirden arınmış olduğunu hissediyorum. Ayrıca cildi kurutmuyor bu benim için önemli bir nokta oldu ve yumuşacık bir his bırakıyor....

Bu ürünü tekrar alır  mıyım? Evet alıp kullanırım ama  cilt bakımı ürünleri konusunda fazla iştahlı biri olarak başka markalara da kesinlikle şans vermek gerek diye düşünüyorum...

Bu ürün hakkında sizlerinde yorumlarını merak ediyorum...
Okuduğunuz için teşekkürler...
Sevgiyle kalın........


DEFNE'NİN BEZDEN AYRILMA MACERASI

2 Ekim 2017 Pazartesi

DEFNE'NİN BEZDEN AYRILMA MACERASI
EVEETTTT önemli bir süreci daha atlatmanın verdiği mutlulukla bu yazımı yazıyorum...
Çok şükür hayırlısıyla Defne'nin tuvalet eğitimini tamamladık...
Koca bir yaz geçirdik ve Defne'den önce ben kendimi hazır hissetmediğim için tuvalet eğitimimiz Eylül ayına kaldı.


Yaz aylarında tatildi,gezmekti gelen giden misafirlerdi derken ben Defne ile ilgilenmeye tam olarak hazır hissetmedim kendimi, İşin açıkçası Defne minyon bir bebek olduğu için gözümde O'nu da daha hazır hale getirememiştim.
Eylül geldi, Bursa'ya geçtik,okul açıldı derken artık bezden de kurtulma zamanı gelmişti.
Bu arada Defne'de bezden ayrılma için  tüm ön koşulları da yerine getiriyordu.Uzmanların belirttiğine göre;
*Tuvalet eğitimi için en uygun dönemim 24-36 ay arası olduğu (Defne bu arada  eylül itibari ile 32 ayını doldurdu)
*Çiş veya kaka yaptıktan sonra rahatsız olması, (Defne artık rahatsızlığını iyice belli eder olmuştu)
*En az 3 saat kuruluk süresi (bu madde de bize uyuyordu)
*Geceyi kuru geçirip sabah kuru bez ile uyanmak (evet bu da tamamdı)
*Oturma,çömelme ve yürüme gibi hareketleri rahatça yapabilme
*Çiş ve kakayı ayırt edebilme vb. gibi hazırbulunuşluk maddeleri........


Önce Defne ile beraber lazımlık aldık.Bir kaç tane alıştırma külodu aldım. Youtube'da tuvalet eğitimi ile ilgili bir çizgi film var beraber onu izledik.... "Üçüzler Tuvalet Eğitimi Alıyor" 
Ablasının,benim ve babasının tuvaleti kullandığı artık kendisinin de kullanması gerektiği gibi hazırlayıcı konuşmalar yapıldı ve geceli gündüzlü olmak üzere bezi ATTIK....
Bu arada evde de temizlik yaptığım için bütün halıları yıkamaya göndermiştim o isabetli olmuş bu dönemde....

1. GÜN:
Defne'yi 1 saatte bir 5 dakika olmak üzere "tuvalet vakti" diyerek lazımlığa oturttum.
Hiç birinde lazımlığa yapmadı kalktıktan ortalama 5-10 dakika sonra altına yaptı..
İlk gün alıştırma külodu kullandım.....İlk gece 2 saatte bir tuvalete kaldırdım  yine lazımlığa denk getiremedi ve bir kez yatağına yaptı....İlk gün ve gece bu şekilde geçti...

2. GÜN:
Aynı şekilde devam ettim yine altına kaçırmaya devam fakat ikinci gün alıştırma külodu kullanmadım,ıslaklığı hissetsin diye düşünerek normal külot kullandım. Durum yine aynı lazımlıktan kalkar kalmaz Defne altına yapıyor tabiii annesi ona hissettirmemeye çalışsa da hafiften gerilmeye başlıyordu..Bu arada babanın ve ablanın "Defne galiba zor alışacak,, alışamayacak mı acaba?" söylemleri bendenizin daha da gerilmesine sebep oluyordu.
Tabiii bu altına kaçırma durumu açık açık yazmasamda kaka içinde geçerli....
Ayrıca bugün tam tamına 16 adet külot yıkayarak ta tarihe geçmiş olabilirim:))))
3.GÜN:
Derken 3. gün geldi. Ve ilk defa lazımlığa çişini yaptı Defne ve tüm evde bir bayram havası.
çok şükür ki o ilk lazımlık deneyiminden sonra Defne bir daha altına kaçırmadı aynı günün akşamı kakasını da lazımlığa yaptı ve artık çişinin veya kakasının geldiğini söylemeye başladı...

Sanırım biz durumu  gerçekten büyüklerin dediği gibi 3 günde hallettik.
Nelere Dikkat ettim bu süreçte:
*Mümkün olduğu kadar "çişin var mı" diye sormamaya çalıştım
*Çok abartılı olmamak kaydıyla her lazımlığa çişini yaptıktan sonra onu övdük..
Bu durumu kendisi ablası ve babası ile paylaştığı için aynı övgüyü onlardan da bekledi. Bu övme işini yavaş yavaş geri çektim...
Yani kısacası uzmanların belirttiği ve çocuk gelişimi kaynaklarında yazanlara dikkat etmeye çalıştım...


İşte bizim Defne'nin bezden ayrılma macerası böyle......
Darısı tüm bebelere diyerek sevgiyle kalın 
ve
yorumlarınızı eksik etmeyin.....

Hafta Sonunda BOZCAADA

23 Eylül 2017 Cumartesi

Hafta Sonunda BOZCAADA
          SELAMLAR,
Sanırım artık kış moduna geçiyoruz ve bu demek oluyor ki bloğuma ve takip ettiğim sayfalara dönebilirim.
Yine bir gezi yazısı ile klavyenin başına geçtim....
8-10 Eylül'de Bozcada'daydık. Üç aile olarak hafta sonunu orada geçirelim istedik. O tarihlerde adada  "Bağ Bozumu Festivali" varmış.
Biz Bozcaada'ya 8 Eylül cuma günü ancak akşam üzeri 17.00 feribotu ile geçebildik.Malum Bursa'dan öğlen yola çıkmış olsak ta Feribot iskelesine yani Çanakkale Geyikli'ye kadar bayağı bir yol var. Feribot biletimizi internet üzerinden gidiş geliş olarak  70 tl.ye aldık. Biz aracımızla geçtik eğer sizde araçla adaya geçmeyi düşünürseniz kesinlikle dönüş için rezervasyonunuzu, biletinizi alırken yaptırın. Aksi taktirde dönüşte sıkıtı yaşarsınız. 
Adaya indiğimiz gibi konaklayacağımız yere gittik  Habbele plajı tarafında Karina Vineyard  Hause diye butik bir otelde kaldık. Otelimiz üzüm bağları içerisinde güzel bir bağ eviydi. Bu yıl yeni açıldığı için çevre düzenlemesi daha yapılamamıştı fakat bağların içerisinde deniz manzaralı sakin ve huzurlu bir yer. 



Odamıza yerleştiğimiz gibi Gün batımı denilen yerde Güneş'in batışını kaçırmak istemedik.Onun için soğuk sandviç tarzı aperatifler ve şarabımızla Gün Batımı denilen yere gittik. Gerçekten de güneş buradan bir harika batıyor. Bozcaada üzümleri ile yapılmış şarabınızı yudumlarken manzaranın keyfini çıkartmak ayrı bir zevkti.







Bizim hafta sonu seyahatimiz gezi üzerine yapılan bir seyahatten çocuklarla birlikte olduğumuz için  ve çocukların isteği üzerine deniz tatiline dönüştü
İkinci gün otelimize yakın olan Habbele plajına gittik. Çocuklarla rahat olabileceğimizi düşünerek plajdaki tek beache gittik. Adada denize girilecek mevsimin eylül olduğunu orada öğrendik. Geçen yıl ağustos ayındaki ada seyahatimizde suyun soğukluğundan denize girememiştik. Eylül ayında su biraz soğuk olsa da  çok güzeldi. Çocuklar neredeyse sudan çıkmadan bütün gün oynadılar. Habbelede balıklar ile birlikte yüzmek çok güzeldi. Beachte hizmet kalitesine bakıldığında fiyatlar biraz yüksekti.



O akşam adaya gelmişken balık yiyelim istedik ve marinada ki balıkçılardan birine rezervasyon yaptırdık.. Yemekte adaya özgü mezeler, ahtapot,karides,kalamar, barbun ve levrek sipariş ettik.. Müzisyenler ve dostlarla güzel sohpet eşliğinde yemeğimizi yedik.Yemekler lezzetliydi fiyat yenilenlere bakıldığında maküldü.





Yemek sonrası otelimize geçerek güzel bir ada akşamında yıldızların altında dostlar ile sohbete devam ettik. Otelimiz bağ evi olması sebebi ile ziyaretçilerine sessiz ve huzurlu akşamlar sunuyor.

Üçüncü gün adanın ünlü plajı Ayazma plajına gittik. Bu plaj Habbele plajına göre daha uzun ve daha kalabalık bir plaj 2 Şezlong ve şemsiyeyi 10 TL'ye kiralayabiliyorsunuz. Burada su biraz daha soğuk fakat eylül ayının güzelliği de bu plajda kendini hissetiriyor. Çocuklar burada da çok eğlendi.  Fiyatlar Habbele plajına göre biraz daha uygun. Plajın girişinde duşlar ve giyinme kabinleri bulunuyor. Biz otelimizden çıkış yaptığımız için orada rahatça duşumuzu alıp üzerimizi değiştirdik. Günübirlik gidişlerde veya bizim gibi otelinizden ayrılıp gittiğinizde rahatlıkla duşunuzu alıp üzerinizi değiştirebilirsiniz. Duşlar 1 TL ile çalışıyor.
Plaj sonrası dönüşe geçtik. Ada merkezine gidip birazda ada merkezinde zaman geçirdik. Adanın ünlü Çiçek Pastanesi'nden  kurabiyelerimizi aldık.





Kısa da  olsa  Talay şarap fabrikasını gezme fırsatı bulduk. Bağ bozumu mevsimi olması sebebi ile üzümlerin fabrikada işlenmesini görebildik.







Adada çok sevdiğimiz Boboz  Sandviç&Şarküteri'den, sandviçlerimizi yaptırarak yola çıkmadan biraz atıştırdık. Çok güzel ve çok çeşitli sandviçler hazırlıyorlar. Biz çok beğendik. Adaya yolunuz düşerse kesinlikle tavsiye ederim uğrayın....




Ada merkezinde güzel sofralık üzümler satılmakta lezzetli ve güzel üzümler alabilirsiniz.Bunun yanında ev yapımı tarhana,erişte, çeşitli meyvelerden yapılmış reçeller ve farklı baharatlar alabilmeniz mümkün.....

İşte bizim hafta sonu Bozcaada tatilimiz böyle geçti....
Sevgiyle kalın
Umarım daha bol yazılarla artık birlikte oluruz....

Buzdolabında Ankastre Şıklığı

21 Ağustos 2017 Pazartesi

Buzdolabında Ankastre Şıklığı
Ankastre renginin çekiciliği hiç azalmıyor: Geçen yıl olduğu gibi, bu yıl da ankastre renklere olan ilgi çok fazla. Bunun nedenini anlamak kolay, ankastre, yani gümüş rengi her şeyden önce çok şık duruyor. Sanki mutfaklarda kullanılması için yaratılmış bu renk, bir mutfaktaki her ürüne, ama en çok da buzdolaplarına yakışıyor. Bu nedenle yeni bir buzdolabı almak istediğimde, ilk şartım muhakkak ankastre renginde olmasıydı: Mutfağımdaki diğer tüm ürünler de bu rengi kullanıyor. Diğer şartlarım ise hepimizin istediği ve aradığı şeylerdi: Buzdolabı uygun fiyatlı, kaliteli, dayanıklı ve yaygın bir servis ağına sahip olmalıydı. Açıkçası aradığım tüm bu özellikleri ve daha fazlasını Uğur Soğutma’ya ait UES 585 D2K NFI A++ modelinde buldum.
                                                               
Marka konusunda hiçbir tereddüdüm olmadı, zira Uğur Soğutma’ya ait bir derin dondurucuyu yıllardan bu yana kullanıyorum. 60 yıldan fazladır soğutma ve gıda depolama sektöründe faaliyet gösteren firmanın gerçek bir rakibi olmadığını düşünüyorum: Ürettikleri cihazların arkasında duruyorlar ve benzersiz bir uzmanlığa sahipler. Dolayısıyla, aynı derin dondurucuları gibi buzdolapları da daima üst düzey kalite, pratik bir kullanım ve uygun fiyatları bir arada sunuyor.

UES 585 D2K NFI A++ ankastre renginde bir model ancak sahip olduğu tek özellik bu değil elbette.  Çift kapılı bir buzdolabı bu ve üst kısmında otomatik defrost özelliğine sahip no-frost bölmesi yer alıyor. Bu bölmenin hacmi 97 litre, yani kalabalık aileler için bile fazlasıyla yeterli geliyor. Bu bölmenin dış kapağı üzerinde yer alan bir LED gösterge var, bu gösterge ile kapakları açmanıza gerek kalmadan zdolabı kontrollerine ulaşabiliyorsunuz. Ayrıca çok çık duruyor! Buzdolabı kısmı ise tam 585 litrelik bir iç hacme sahip: Emin olun, tamamını doldurmakta zorlanıyorsunuz.
       
Nem kontrollü sebzelik, 0 derece bölmesi gibi özellikler ise standart olarak geliyor. Diğer markaların bu özelliklere ve bu denli geniş iç hacme sahip olan modellerine kıyasla, inanılmaz bir fiyata sahip. Bütçenizi hiç zorlamadan gelişmiş teknolojiler kullanan yeni nesil bir buzdolabına sahip olabiliyorsunuz. Verdiğim karardan çok mutluyum: Mutfağım hem şık görünüyor ve hem de bir servet ödememe gerek kalmadan son teknoloji ürünü bir buzdolabı kullanabiliyorum. Peşin fiyatına 12 taksitle satın almak için https://satis.ugur.com.tr/item/ues-585-d2k-nf-a/100030 adresini kullanmanızı tavsiye ederim, ben de siparişimi buradan verdim.
                                                    
Bir boomads advertorial içeriğidir.

MİDİLLİ ADASI (LESVOS ISLAND)

4 Ağustos 2017 Cuma

MİDİLLİ ADASI (LESVOS ISLAND)
Sonunda bilgisayarın başına oturabildim.
Herkese selam olsun,
Temmuz ayı içinde 3 günlüğüne Midilli Adası'na gittik.
Bu yazımda sizlere Midilli adası turumuzdan bahsetmek istiyorum.Gitmeyi düşünen olursa belki yardımcı olmuş olurum...
Biz yanlış hatırlamıyorsam Ocak veya Şubat ayında Booking üzerinden kalacağımız yeri ve kiralayacağımız arabayı ayarlamıştık. İlk tecrübe diyelim arabayı önceden kiralamakta çok doğru bir hareket yapmışken kalacağımız yeri önceden ayırtmak bizim için çok doğru bir karar olmamış çünkü şu an fiyatı çok daha uygun.Azıcık fazla para ödemiş olduk ama ne yapalım bir daha ki gezilerde biraz daha dikkat ederiz..
Adanın asıl adı Lesvos ,merkezi Mytillini yani Midilli.
Midilli Adası Edremit Körfezi'nin yanı başında  Ayvalık'tan günübirlik feribot seferleriyle 1,5 saat uzaklıkta Yunanistan'ın üçüncü büyük adasıymış
Tam tarih hakkında bilgim olmamakla birlikte artık İzmir'den de Midilli Adası'na seferler başlayacakmış.
Biz Turyol Firması ile Midilli'ye geçtik.
Yetişkin 30 €, çocuk 15 € , bebek 2 € fakat biz internet üzerinden biletleri aldığımız için hepsine 67 € ödedik. 
Kapıda gümrük pulu 15 tl, sadece Defne için pul almadık, bebeklere gerek yokmuş...
Bu arada hem gidişte hem de dönüşte Turyol firmasının feribotu ortalama 15 dakika rötarlı hareket etti......
Adaya indik ve iskelede varolan ada haritasını aldık ve  hemen arabamızı almaya gittik ,arabayı önceden kiralamak çok doğru olmuş çünkü yaz  ve turist sezonu olduğu için ellerinde araba olmuyormuş ancak son anda iptal olursa boşa araba çıkıyormuş..
Adaya gitmeden evvel gezi bloggerlarının  ada hakkında yazdıkları yazıları okuyarak gezilecek yerler ile ilgili not almıştım. Ayrıca kaldığımız yerin sahibinin önerileri doğrultusunda 3 günlük ada turumuzu netleştirdik.



Ada haritası üzerinde işaretli olan yerleri gezdik biz.
Konaklama için eşim Perama bölgesinde bir apart ayarlamıştı. Adı "Ann George Resort" ,bir aile işletmesi çok şirin bir yer,sahipleri çok sıcakkanlı, adaya gitmeyi düşünürseniz tavsiye ederim..



Apartımızı bulup, yerleşip biraz dinlendikten sonra ilk gün için ve akşam yemeğimizi yemek için Plomari'ye gitmeye karar verdik. Perama'dan Plomari'ye geçerken ara bir yol kullandık, çam ve zeytin ağaçlarından oluşan ormanlık bir yoldan ilerledik.



Plomari deniz kenarında tavernaların çoğunlukta olduğu bir kasaba. Yunanistan'ın içtiği uzoların yüzde altmışı ve en lezzetlileri adanın Plomari kasabasında üretiliyor.


PLOMARİ




Adanın en ünlü uzosu Barbayannı fabrikası Plomari'de,Ayrıca uzo üretiminin anlatıldığı bir müzesi de var...





Plomari'de gezerken gördüğümüz bir kilise kullanıma kapanmış bu son depremde zarar gördüğünü tahmin ettik.




Plomari'de gezdikten sora tabi ki  deniz ürünleri yemek istedik ve deniz kenarında bir tavernaya oturduk. Bu arada Taverna bizim bildiğimiz çalgılı ,eğlenceli yer değil normal restoranlar, burada restorana taverna diyorlar.





Burada yediğimiz herşey harikaydı, bloglarda muhakkak tadın denilen peynirli kabak çiçeği dolması gerçekten güzeldi. Herkesin belirttiği gibi kalamarı bizim gibi yapmıyorlar bütün şeklinde kızartıyorlar.Porsiyonları büyük, biz üç kişi mesela mezelerden dolayı sadece bir porsiyon barbun söyledik o bile fazla geldi .Balıkta çok iyiydi bu arada. 3 kişi 58 euro ödedik ilk akşam yemeğimize.....

2. GÜN:
İkinci gün ilk durağımız Petra,
Deniz kenarı turistik bir kasaba,ücretsiz denize girilebilecek yerler var fakat biz oradayken şu İstanbul'u felakete çeviren yağmurun etkisinden midir bilinmez çok fena rüzgar vardı denize girmeyi düşünmedik bile.
Bu arada Kalloni ve Petra arası yol çok virajlı (gitmek isteyenler için küçük bir not)
Küçük bir çarşısı var,hediyelik almak için farklı alternatifler çıkabilir.
Ayrıca bir kafeteryada demleme türk çayı diye okuyunca hemen oturduk çünkü sabah kahvaltısında nescafe ve meyve salatasından sonra harika geldi...


PETRA


PETRA'DA BİR ANIT


Demleme Türk  Çayımız


PETRA ÇARŞISI


PETRA'DA  BİR PASTANE

Petra'ya adını veren ve 114 basmakla zirvesine çıkılan kayadaki Panagia Glikofilausa Kilisesi bulunuyormuş.Fakat biz Defne ile çıkamayacağımızı düşündüğümüzden gitmedik...

Petra'dan tahmini 3-5 km sonra Molivos'a varıyorsunuz. Midilli gezmiz boyunca en beğendiğimiz yer burası eğer bir daha bu adaya gelmek kısmet olursa kesinlikle Molivos'ta konaklayacağız.
Çok güzel bir koy üzerine yamaçta kurulmuş bir yerleşim yeri


MOLİVOS


MOLİVOS

Molivos'ta bütün evler taş veya ahşaptan, dar ve arnavut kaldırımlı sokakları ile otantik bir bir yer,Bu arada burası UNESCO ödüllüymüş.Molivos'a şehrin üzerindeki gösterişli kale hakim.Burası akşam güneş batımını izlemek ve bir şeyler yiyip içmek için ideal.Bize yapmak kısmet olmadı gitmek isteyenler Molivos'u konaklamak için düşünmeli kesinlikle....
Kurutulan ahtapotlar


MOLİVOS


MOLİVOS VE DAR SOKAKLARI


MOLİVOS'TA BİR KİLİSE









MOLİVOS

Molivos'tan sonra Skala Sykaminias'a gittik. Ama bu iki yer arasındaki yol çok kötü fazla dar ve virajlı,küçük bir liman burası balıkçı kasabası adanın en beğenilen yerlerinden.Defne tam burada uyuduğu için sıra ile hızlı bir şekilde burayı turladık....


SKALA SYKAMiNİAS



İkinci günümüz bu şekilde tamamladık.İkinci gün akşam yemeğimizi de konakladığımız yer Perama'da yedik .


Yemek Yediğimiz Taverna


Greek Salata


İkinci akşam sardalya yedik ,Çok iyiydi....

Son günümüzde merkezi yani Mytilini ,Midilli'yi gezmeye karar verdik.Adanın başkenti burası.En hareketli olan yeri, Biz sahilde biraz yürüdükten sonra Ermou caddesine yani çarşısına geçtik ve burada gezdik...Burada adaya has ürünlerin satıldığı birçok mağazaya rastlayabilirsiniz.Zeytinyağı, peynir,baharatlar,uzo vb.


MİDİLLİ


ERMOU Caddesi



Çarşının başında Agios Therapon Kilisesi var.Zaten mimari özelliğinden dolayı görmezden gelemiyorsunuz..



AGİOS THERAPON KİLİSESİ



AGİOS THERAPON KİLİSESİ



ST.ATHANASIUS KATEDRALİ



ST.ATHANASIUS KATEDRALİ

Ayrıca Midilli'de Osmanlı'dan kalma bir de Yeni Cami var var. Ama adı bizi biraz yanılttı.




YENİ CAMİ



YENİ CAMİ



YENİ CAMİ

MİDİLLİ'DEN NOTLAR:
*Yollar dar ve virajlı dikkatli olmak gerek.
*Motor trafiği çok fazla çünkü adanın yerli halkı bay ve bayan herkes motor kullanıyor.
*Türk turiste çok yardımcı oluyorlar, türkçe tabelalar,türkçe menüler her şey var.Dil bilmeden de çok rahat gezilebiliyor.Çok gezdim sayılmaz ama Sakız Adası, Mykanos ve Santorini içinde Midilli en misafirperver ada bana göre....
*Bizim gibi balkon ve bahçelerinde fesleğen var,hemen hemen her evde gördüm sayılır.
*Öğlen 14:00 ve 17:00 arası bazı yerlerde 18:00'e kadar galiba Siesta saatleri ,iş güç turist hiç önemli değil , esnaf saati gelince bir an evvel dükkanı boşaltmanız için gözünüzün içine bakıyor..caddelerde in cin top oynuyor tabiri caizse..
*Ada olmasından ve farklı hayvan eti ile karşılaşmamak için balık tüketmenizi tavsiye ederim...
*Birde adada Türk radyoları çekiyor seyahat ederken bu da en hoşumuza giden durumlardan biriydi....
*Restoranlarda servis çok yavaş, eğer  çok açsanız beklerken sıkıntı yaşayabilirsiniz
Midilli'den ne aldım?
Ben gittiğim yerlerde çok fazla alışveriş yapmıyorum ama illa ki magnet alıyorum ,eşim uzo aldı,denemek için kahve aldım o kadar...Kızım da Türkiye'de olmayan bir çikolata aldı..

Midilli Adası gezi notlarım bu kadar , biraz uzun oldu ama umarım sıkılmadan okursunuz...
Sevgiyle Kalın,
Yorumlarınızı Eksik etmeyin...


İletişim Formu

Ad

E-posta *

Mesaj *