24 Nisan 2017 Pazartesi

BURSA ANADOLU ARABALARI MÜZESİ


Daha evvel "Hünkar Köşkü" yazımı sizlerle paylaşmıştım. Aynı gün yakın olduğu için Hünkar Köşkü'nden sonra Zeynep ve eşim görmediği için "Bursa Anadolu Arabaları Müzesi"ne de gittik.
Diğer adı ile "Tofaş Araba Müzesi" de diyebiliriz.
Bursa'da Tofaş araba fabrikası var, bilenler vardır belki bu fabrika Tofaş'ın katkıları ile oluşturulmuş.
Bursa Umurbey Mahallesi Kapıcı caddesi Yıldırım şeklinde adresi..
Biz kendi aracımızla gittiğimiz için sıkıntı olmadı otopark ücretsiz ,
Müze çok güzel yeşillik bir park içinde



TOFAŞ ANADOLU ARABALARI MÜZESİ DÜŞÜNCESİ NASIL BAŞLADI?
Böyle bir düşüncenin kaynağı, Bursa çevresinde en eski araba sanayiinin ve kültürünün kaynaklarının bulunmasıyla ilgilidir.
Bursa'nın tam ortasında, Arkeoloji Müzesi'nde  sessizce duran ve tam 2600 yıl önce yapılmış olan bir araba bulundu.
Anadolu arabalarının en eski örneği, yeni bir projenin başlamasına rehberlik edecekti.
2600 yıl önce kim tarafından yapıldığı bilinmeyen bu arabanın parçaları toprağın altından çıkarılıp müzedeki yerini aldı.
Şimdi ise, Bursa'nın bugünkü araba ustalarının eliyle yeniden canlandırıldı. (ALINTIDIR)



ANADOLU ARABALARI NASIL BİRARAYA GETİRİLDİ?
Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi'ndeki arabalar, Anadolu üretim ustalığının değişik tasarımlarının örnekleridir.
Bu arabalar, geniş bir alan içinden özenle taranarak seçildiler. Her bölgenin kullanımına göre özelleşmiş olanlar belirlendi. Böylece bölgesel özelliklerin bir uyum içinde bütünleşmesi amaçlandı.
Bunlar yanında Bursa yapımı olanların özel önemi vardı.
her bir araba, çok ince işlemlerden geçirilerek restore edildi. Eski eser restorasyonu uzmanları bu iş için aylarca uğraştılar. Zaman içinde değişikliklere uğramış bu arabalar, yeniden orijinal duruma dönüştürüldü.
Madeni kısımlar tek  tek sökülüp temizlendi ve yeniden birleştirildi. Her arabanın ölçümleri ve kayıtları yapıldı. Her arabanın teknik özellikleri ve tasarımlarındaki önemli özellikleri belirlendi. Bütün bu örnekler, tıpkı günümüzdeki bir otomobil gibi, teknik özellikleriyle tek tek değerlendirilerek sınıflandırıldı.
Böylece Tofaş Bursa Anadolu Arabaları Müzesi'nin birer üyesi oldular.
(MÜZENİN TANITIM BROŞÜRÜNDEN ALINTIDIR.)



 
 
Yanlış bilmiyorsam bu müze Türkiye'nin ilk ve tek araba müzesi,
İlk at arabalarından günümüz arabalarına kadar araba  sanayiinin geçirdiği evrimi müzeyi gezerken görüyorsunuz.
Ayrıca yukarıda alıntı yaptığım bölümde belirttiğim gibi Bursa'daki kazılarda bulunan 2600 yıllık bir arabada müzede sergilenmekte....
 
Türkiye'nin çeşitli bölgelerinden toplanan kağnılar, at arabaları, faytonlar, çarklılar, yangın arabaları restore edilerek müzede sergilenmekte.
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
 
  
 
Ayrıca bunun yanında Tofaş Araba Fabrikası tarafından üretilen arabaların ilk üretilenleri de bu müzede

 
 
 
 
 
 
 
 
  
 
Gerçekten farklı ve ilginç bir müze, biz ailecek müze gezmeyi sevdiğimiz için hoşumuza gitti. Müzede bana göre tek eksik Tofaş'ın temek direği sayılan iki modeli Şahin ve Doğan arabaları mevcut değildi. Arabadan çok anlayan bir kişi değilken gözüme çarptı mesela.
 
Her neyse olur da yolunuz Bursa'ya düşerse size alternatif  gezilecek bir rota daha....
 
(Burayı yazacağımı düşünmediğim için fotoğraflarda ışığa falan hiç dikkat etmemişim kusura bakmayın artık)
 
Yorumlarınızı eksik etmeyin..
Sevgiyle kalın..... 
 
 

19 Nisan 2017 Çarşamba

GÜNAHIN ÜÇ RENGİ (Kitap Yorumu)

Yine bir Gülseren Budayıcıoğlu Kitabı ile sizlerleyim. Bu kitabı kaç yıl önce olduğunu hatırlamıyorum ama okumuştum içinde yer alan hikayeleri anımsayamadığım için tekrar okudum.
Bu kitapta tek bir vaka değil üç hasta var ve bu üç hastanın psikoterapi seanslarını okuyacağız..

 
 
KİTABIN KÜNYESİ: 
ADI: Günahın Üç Rengi
YAZARI: Gülseren Budayıcıoğlu

YAYIM EVİ: Remzi Kitabevi
SAYFA: 284
BASIM: Haziran 2008
 
ARKA KAPAK:
 
 
KİTABIN KONUSU:
İlk Hikaye Meliha Hanım'a ait. Meliha Hanım hafız bir bayan, geçmiş yaşanmışlıklarının korkusu ile yaşadığı travmalara şahit oluyoruz.
 
İkinci hikaye zengin, çevresi tarafından sevilen, sayılan Şevket Ağa'nın hikayesi. Şevket Ağa hiçbir şekilde bayanlara yakınlık duymamakta. Varoşların kasketli orta yaşlı erkeklerinde yakınlık aramaktadır.
 
Üçüncü hikayemiz Salih'e ait.
Salih genç ,yakışıklı bir evin tek oğludur, Evlilik gecesi yaşadığı travma ve  mazoşizmin acısı ile hayatını renklendirmeye çalışması yer almaktadır bu bölümde de
 
Ayrıca kitapta Hayat adında bir bayandan da bahsedilmekte ve seansları anlatılmaktadır...
 (çok fazla ipucu vermemek adına çok kısa geçtim konuyu)

BENİM YORUMUM:
Kitap kurgu değil hepsi yaşanmış gerçek olaylardan oluşturulmuş. Bu durum kitabı okurken daha heyecanlı hale getiriyor.
Yine gayet sade ve yalın bir dille anlatımı var. Onun için yazar anlatırken sanki karşınızdaymış hissi veriyor. Anlattıklarına, yaşanılanlara inanamıyorsunuz.
Bu kitapta fahişelik, eş cinsellik ve mazoşizm konuları işlenmiş.
Bu yaşanılanları okuyunca insan beynine daha da hayret ediyor insan...
Ayrıca kitaptaki karakterler ilginç bir şekilde birbirleriyle bağlantılı, okuyunca Ankara çok küçük bir yer galiba diye düşünüyorsunuz...
Daha fazla ayrıntı vermek istemiyorum.
Eğer Psikoterapi öykülerini seviyorsanız  kesinlikle okumanızı tavsiye ederim.....

KİTAPTAN ALINTILAR
Doğrular zaman içinde hızla değişiyor. Milyarlarca yıldır var olan dünyada, yüzyıl öncesinin hatta on yıl öncesinin doğruları bile çoktan değişti. O nedenle olayları doğru yanlış diye yargılamayın..

Saç kesmeler kuşun kanadından gönderilen bir haberdir, bir işarettir. Boyunlarını kesmeden önce bütün dünyaya bir isyan, bir haykırış, bazen de bir yardım çağrısıdır.

Istıraplar en çok ta anlayışın, hoşgörünün olduğu yerde azalır. 

Psikiyatri her zaman umut ışığı yakar insanlara. Hasta olmak gerekmez gitmek için. Hele ülkemiz gibi duyguları çok yoğun insanların yaşadığı yerlerde , bir gerekliliktir.




Sevgiyle kalın,
Yorumlarınızı eksik etmeyin....


 

17 Nisan 2017 Pazartesi

DEFNE'YE DIS MACUNU

Selamlar,
Çocuklara bazı alışkanlıkları kazandırmak zaman alabiliyor. Özellikle büyük kızım Zeynep'e yemekten sonra ellerini yıkama, diş fırçalama gibi bazı alışkanlıkları kazandırmak için biraz uğraştığımızı hatırlıyorum.
Ama Defne'de daha biz eğitime başlamadan kendisi ablasını model aldığı için birçok şeyi yapmaya başladı. Özelikle diş fırçalama konusunda ablasını ne zaman dişlerini fırçalarken görse hemen kendi de fırçalamak istiyor. İlk olarak diş fırçası aldım ama yetmedi çünkü ablası fırçanın üzerine bir şey sürüyor inatla bende istiyorum diye tutturunca  Defne'ye diş macunu arayışına girdim.
Ben genellikle bakım için Bursa'da "Suna Dumankaya Sens Of Beauty" güzellik merkezine gidiyorum. Arkadaşıma ait bir salon. Onun tavsiyesi ile bu diş macununu aldım Defne'ye.


 Sitesinde bu ürün ile ilgili olarak yer alan açıklamalar şu şekilde:

Bebekler için özel olarak gelistirilen Friendly Organic® diş macunu diş çürüklerini önlemeye yardımcı olur. İçeriğindeki Organik Aloe Vera diş ve diş etlerinin rahatlamasına yardımcı olur.

*Jel olarak formüle edilmiştir.
*Bitki ve meyvelerden elde edilen ve diş sağlığını destekleyen Ksilitol içerir.
*Dermatolojik olarak hassas ciltler için test edilmiştir.
*Florid içermez.
*SLES, Paraben, yapay aroma ve renklendirici içermez.
*Sahip olduğu sertifikalar
 
Kutusunun açıklama kısmının fotoğrafı da böyle ayrıntılı okumak isteyen olursa:

 
 
 İçerik olarak temiz gibi görünmekte ama çok emin değilim latince  içeriklere tam hakim olamadığım için bir şey diyemiyorum. Biz sadece Defne'yi kandıracak kadar varla yok arası diş fırçasına değdiriyoruz. Ve tükürmesini öğretmeye çalışıyoruz şimdilik ama Allahtan ablamız bu konuda çok güzel model olduğu için kısa sürede alışır diye umuyorum.

 
 
Markanın tüm ürünleri organikmiş eğer ayrıntılı incelemek isterseniz BURADAN bakabilirsiniz.
Bu konuda tüm önerilere açığım önerebileceğiniz başka markalar veya çocuk bakımı ile ilgili ürünler varsa lütfen yorum olarak yazın..
 
Sevgiyle kalın...
Yorumlarınızı eksik etmeyin......

13 Nisan 2017 Perşembe

ÇİKOLATALI MUHALLEBİ

Yine harika bir puding tarifi ile merhaba diyorum sizlere,
hem de ne puding sadece evdeki çocuklar değil ikram ettiğiniz herkes bayılacak o kadar yani..
İçinde ne un, ne pirinç unu ne de nişasta var.
İşte buyrun Puding tarifine:



Malzemeler:
1  litre süt veya 1 litre su,
1 paket kakaolu pötibör bisküvi,
2 kaşık tereyağı,
1,5 bardak şeker,
1 paket kakao,
1 yumurta,

Yapılışı:
Pudingimizin bitter yoğunluğunda olmasını istiyorsak tarifi su ile ,daha yumuşak sütlü olmasını istiyorsak 1 litre süt ile pudingi yapıyoruz.
1 litre sütün içine 1,5 bardak şekeri ekliyoruz, kaynamaya başlayınca 2 kaşık tereyağı ilave ediyoruz.
Üzerine 1 paket kakaolu pötibör bisküviyi ufalıyoruz. Kaynama ısısı biraz azalınca (15-20 dakika sonra) 1 yumurtayı kırıp, 1 paket kakaoyu üzerine ilave ediyoruz. Mikser  ile en az 5 dakika çırpıyoruz, Karışım biraz sıvı olacaktır, puding kaselerine boşaltıp istediğiniz meyve ile süsleyerek buzdolabında en az 4-5 saat dinlendirdikten sonra servise hazır oluyor.
Buzdolabında 1 gece dinlenirse çok daha kıvamlı ve güzel oluyor.



Pudingimiz afiyet olsun.
Sevgiyle kalın,
Yorumlarınızı eksik etmeyin.....

10 Nisan 2017 Pazartesi

YENİ BİR MİM DAHA (MARKALAR)

Seviyorum bu etkinlikleri ilk gençliğimizde cevapladığımız anketleri anımsatıyor bana..
https://aradasacmalamaklazim.blogspot.com.tr  sayfasının sahibi Sevgili Fulya Erdoğan ,  http://sonbahar-kedisi.blogspot.com.tr sayfasının sahibi sevgili Yasemin Işık ve  http://efsaninguncesi.blogspot.com.tr sayfasının sahibi Sevilay Efsa Aktaş bu etkinlik için beni mimlemişler, kendilerine beni düşündükleri için çok  teşekkür ediyorum.
 
En sevdiğiniz Markalar mimini başlatan da http://sadevederin.blogspot.com.tr/ sayfasının sahibi Sevgili Deep Tone...
 
Gelelim en sevdiğimiz markalara, Aslında bu mimi cevaplamaya çalışırken herhangi bir markaya ne kadar takıntılıyım onu da gözen geçirme fırsatım oldu bu arada.
 
1. Tabi ki bu ara alışveriş listemizin ilk sırasında yer alan PRİMA ,umuyorum ki temmuz ayı gibi artık vazgeçilmezliğini yitirecek diye düşünüyorum............
 

 
2. Evde çocuk olunca atıştırmalıklardan ne kadar uzak durmaya çalışsak ta almadan da olmuyor .Neredeyse çıktığından beri TORKU markası atıştırmalıklar hep listemizin ilk sırasında
 
 
3. Yine yıllardır değiştirmeden kullandığım bir diğer marka sanırım da kolay kolay değiştirmem
PENTİ, her türlü çoraplarına bayılıyorum artık iç giyim ve pijamada da harika......
 
 
 
Bu etkinliği cevaplarken vazgeçemediğim marka değil de bazı  markalara ait  ürünlerden vazgeçemediğimi keşfettim. Aaaaaaa birde tabi ki marka dersek Orkid var bak onu unutuyordum. Oda vazgeçilmezlerim arasında
Sanırım MİM'i gerçekleştirmiş oldum.
 
Bende 


KRAL KAYBEDERSE

Psikolojik kitapları seviyorum,
hele psikoterapi seanslarının öyküleştirildiği kitapları daha bir zevkle okuyorum ve elimden bırakamadan kısa sürede bitiriyorum. İşte yine 24 saat dolamadan  bitirdiğim bir kitap "KRAL KAYBEDERSE" Gülseren Budayıcıoğlu'na ait bir kitap. Gülseren Hanım hem bir psikiyatrist hem bir yazar. "Madalyon Psikiyatri Merkezi"nin kurucusu. Daha evvel diğer kitaplarını da okudum. Aynı zevkle ve hızla okuyup bitirdim.

 

KİTABIN KÜNYESİ
ADI: Kral Kaybederse
YAZARI: Gülseren BUDAYICIOĞLU
YAYIMEVİ: Remzi Kitabevi
SAYFA: 384 sayfa
BASIM: 2016

ARKA KAPAK



KİTABIN KONUSU Hikayemiz  kendini hep doruklarda gören, yakışıklı, zengin, kadınları çok seven ve onlara nasıl davranması gerektiğini bilen Kenan Bey, eşi Handan ve 10 yıldır evlilik dışı birliktelik yaşadığı Fadi arasında geçmekte...
Kenan Bey tek kadınla yetinen birisi değildir. Sadece Handan ve Fadi değil gelip geçici sürekli ilişkiler yaşamaktadır.
Bir gün 10 yıldır birliktelik yaşadığı Fadi'nin O'nu terk etmesiyle "ne oldu böyle birden bire" diyerek Kenan Bey'in yeninden şekillenen hayatının öyküsü bu kitap

BENİM YORUMUM
Kitap, Gülseren Hanım'ın hastalarından Kenan Baran'ın hayatı ve seansları üzerine öyküleştirilmiş.
Kitap çok akıcı bir dille yazılmış, sıkılmadan rahatça okuyorsunuz,
psikolojik tahliller bile çok anlaşılır ve sade bir Türkçe ile ifade edilmiş.
Yaşanmış bir olay olması daha merak uyandırıcı.
Geçmiş yaşantılarımızda bilinç dışına ittiğimiz yaşanılmışlıkların geleceğimizi nasıl şekillendirdiğine şahit oluyoruz. Yazarın dediği gibi "Hiç bir şey için geç değil"  sözünün ne kadar doğru olduğunu anlıyoruz.
Bu arada küçük bir dip not kitabı göz yaşları ile bitirdim...



Şimdilik bu kadar olsun,
Sevgiyle kalın,
Yorumlarınızı eksik etmeyin.....


5 Nisan 2017 Çarşamba

ARTISTRY ESSENTİAL eye&lip makeup remover


Son dönemde çok memnun kaldığım bir ürünü sizlerle paylaşmak istiyorum bu yazımda. Üzerinde  göz ve dudak makyajı temizleyicisi dese de ben sadece göz makyajı temizlemek için kullandım.

"Amway Artıstry Essential Eye& Lip makeup Remower"



Amway markası ilk olarak temizlik ürünleri ile dikkatimizi çeken bir network markası (Network tabiri doğru olur mu bilemedim ama)
Ben özellikle LOC ve ZOOM ürünlerinden çok memnunum ve mümkün olduğu kadar elimin altında sürekli bulundurmaya çalışıyorum. Artıstry Serisi ise danışmanlarının ifade ettiğine göre" Lancome, Estee Lauder gibi markalar denkliğinde Dünya'da ilk beş içinde" Bu konu ile ilgili söyleyebileceğim pek bir şey yok yani danışmanlarının ifadesi.....
 
Ürün için:
Yağsız formül cildin taze ve temiz hissedilmesini sağlar.
Cildi tahriş etmeden veya zorlamadan uzun süre kalıcı, suya dayanıklı ve bulaşmaz,
özellikli formülleri hızla çözer ve temizler
Koku ve renklendirici madde içermez.
Göz bölgesinde olası tahrişi minimize etmek için oftalmologlar tarafından test edilmiştir.
şeklinde açıklama yazısı var sitesinde..



Gelelim benim ürün ile ilgili yorumlarıma:

Ürün şeffaf bir şişede ve yapı olarak da renksiz, renklendirici içermiyor yani,
Kokusuz,
Gramaj olarak 120 ml.
Açıldıktan sonra 12 ay içinde tüketmek gerek
Çift bazlı bir ürün olduğu için çalkalayarak kullanmanız gerekmekte.
Ona rağmen göz çevremde çok yağlı bir his bırakmadı. Ama rahatsız olursanız bir mendil veya yıkama jeli ile bu durum giderilebilir.
 Göz çevremde herhangi bir yanma hissi oluşturmadı.
Benim için en önemli noktalardan birisi temizleme işlemi sırasında kirpik dökülmesi olmuyor
Makyaj temizleme performansı açısından çok memnun kaldım. Suya dayanıklı rimelde bile çok iyi temizleme performansı .....
Bu arada sürekli lens kullandığım için hassasiyet yapmadı .
Yanlış hatırlamıyorsam 42 tl. ye almıştım


Tekrar alır mıyım kesinlikle tercih edeceğim bir göz makyaj temizleyici fakat öncelikle merak ettiğim başka markalara ait göz makyaj temizleyicileri var .Onları da denedikten sonra kısmet tekrar alabilirim....

Bu arada geçen günlerde Amway temsilcisi bir arkadaş bana cilt bakımı yaptı ve ürünleri tanıttı .Bu ürün demosunda kullandığı cilt bakım ürünlerini çok çok beğendim ilk izlenim cildimde çok olumluydu. Alıp kullanmak isterim ama fiyat olarak biraz yüksekler....

Her neyse şimdilik bu kadar olsun ...
Sevgiyle kalın,
Yorumlarınızı eksik etmeyin..... 

2 Nisan 2017 Pazar

GEÇ KALAN BİR ETKİNLİK & BLOGLAR ARASI RÖPORTAJ

Selamlar,
Benim ameliyatımdan  dolayı biraz geç kalan bir etkinlikle "MERHABA "diyorum sizlere.
Sanıyorum 3-4 hafta önce  Sevgili ANNESİ'nin PRENSESİ  "Bloglar Arası Röportaj" etkinliği düzenlemişti. Bende bu etkinlikte  Little Butterfly  bloğunun sahibi Sevgili Sena ile eşleştim.
Röportajlarımızı ancak düzenleyebildik ikimizde....
Ortak bir karar ile ikimizde aynı soruları cevaplayalım istedik.
İşte buyrun Sevgili sena ile yaptığım röportaj.....


* Kendini tanıtır mısın, bloğunun içeriği hakkında bilgi verir misin?
Ben Little Butterfly Bloğunun sahibi Sena. Ankara'da yaşıyorum ve bir hastanede halkla ilişkiler departmanında çalışıyorum. Bloğum ağırlıklı olarak kozmetik ve bakım üzerine, ancak zaman zaman hayatın içinden konularda da yazıyorum. Bu bir kitap tavsiye oluyor bazen, bazen de bir tiyatro önerisi, yada gidip memnun kaldığım mekanlar oluyor.

* Bloğunu oluşturmaya nasıl karar verdin?
Blog sayfalarını okumayı seviyordum ve neden bende açmayım dedim. Blog sayfalarını keşfettikçe ilk okuduğum zamanlardaki masumiyetin olmadığını gözlemledim bu ne kadar üzücü olsa da yazmayı seviyorum ve devam edeceğim.

* Blog üzerinden yazılar yazmak mı instabloggerlık mı ne düşünüyorsun?
Bu konuda tavrım net, instablogger diye bir kavram yok ve öyle bir durum yok bana göre. Blog yazmak arşiv oluşturmak ve dilediğin zaman o arşive kolay erişim sağlamak Blogger olmayı zevkli hale getiriyor. Blog yazmak için güzel görseller, uzun ve sıkıcı olmayan net anlaşılır cümleler gerekli, o sebeple zaten herkes blogger olamadığı için instabloggerlığı çıkardı. Bir işe emek vermek zor geldiği için insta blogger yalanında dolaşanları gördükçe üzülüyorum sadece. 

* Video izlemek mi blog okumak mı?
Videp izlemeyi çok sevmiyorum genelde okumayı tercih ediyorum. Herkesin binlerce kez izlediği youtube videolarını hiç izlemedim mesela. Bir kaç kez izlemeye çalıştım olmadı bana göre değil.

* Bir ürün alırken bloggerlar fikrini nasıl etkiliyor?
Yorumlarına güvendiğim bloggerların arşivlerini inceliyorum ama şunu da unutmuyorum yorumlarını okuduğum kişiyle beklentim aynı mı, cilt tipim, saç tipim uyuşuyor mu. Bu kriterlerimiz ortaksa bloggerın fikrine güvenip alıyorum.
Sevgili Sena'ya çok çok teşekkür ediyorum ..
Bu etkinlik sayesinde sıkça mesajlaşma fırsatı bulduk birbirimizle ,Kendisi çok kibar ,samimi ve düşünceli bir arkadaşımız,
Belki bir gün bir yerde yollarımız kesişebilir kendisiyle...
Sevgiyle kal Sena.....
Sena'nın son yazısına  BURADAN  ulaşabilirsiniz.....
Sevgiler,
Yorumlarınızı eksik etmeyin....
 

31 Mart 2017 Cuma

MART BİTTİ NİSAN GELDİ:))

Sosyal medyayı özellikle instagramı seviyorum,
hemen hemen hergün de olsa sadece kendime ait fotoğraf çekimlerimi paylaşmaya çalışıyorum. (fotoğraf çekme konusunda hiç iddiam yok Allah'tan akıllı telefonlardaki fotoğraf  düzenleme programları bir harika)
Türk kahvesini çok severim, ailece yenilen yemeklere ,kahvaltılara çok önem veririm, mümkün olduğunca düzenli sofralar hazırlamaya çalışırım. İçtiğim kahveleri, hazırladığım sofraları paylaşmak ta hoşuma gidiyor. Gerçi ciddi takipçisi olan dekorasyon ve sunum örneklerini paylaşan kişiler gibi değilim zaten topu topu 2- 3 takımım var onlarla yetiniyorum işin şakası tabi ki çok şükür halimize, ben memnunum halimden...
Ama merak ta etmiyor değilim bu kişiler bu kadar mutfak eşyasını nereye sığdırıyor?????

Bu arada instagramı aktif kullanmamın diğer bir sebebi oradaki takipçilerimi bloğa da yönlendirmek ,çünkü hiç kimse alınmasın instabloggerlık denen şey bana kolaylık gibi geliyor, sadece fotoğraflarla   1- 2 cümle ile ürün hakkında birşeyler paylaşmaya çalışıyorlar, gerçi hakkıyla yapanlarda var onları tenzih ederim, iyi ki Pinterest var oradan fotoğrafları alıp birde paylaşıyorlar. Bazıları alıntı ibaresini kullanıyor bazıları kullanmıyor (misal herkes "make up" mesela)
Blog okumanın zevki çok farklı bir şey çünkü.........


Herneyse çok uzatmayayım instagram sayfamda paylaştığım " Mart Kolajı"nı sizlerle de paylaşmak istedim ve bu şekilde Nisan ayına da "HOŞGELDİN"  diyelim.......

 
"Hoş geldin Nisan" fotoğrafını
http://blogtecrubem.blogspot.com/  un son yazısında bahsettiği www.fotor.com sayfası ile yaptım.
Denemek için sayfayı biraz kurcaladım ilk etapta gözüme çarpan fon bu oldu. Siz kendinize göre daha özgün fotoğraflar tasarlayabilirsiniz....
 

 

FLORMAR EASY&GO SPONGE Oje Çıkarıcı

Bakımlı elleri severim ,düzenli manikür yaptırmaya da çalışırım.
Ama devamlı oje ile gezen biri değilim çok severim ojeyi ama her gece çıkarma gibi bir huyum var öyle olunca da bazen temizlemek zor geliyor.
FLORMAR Easy&Go Sponge Oje çıkarıcıyı tamamen tesadüf eseri dün Kağan Parfümeri'den (Bursalı olanlar bilir) aldım. Daha evvel bu şekilde süngerli oje temizleyici kullanmıştım. Fakat bu muadil bir ürün bende tam bir hayal kırıklığı yarattı. İlk kullanım sonrası attım ve bir daha almaya cesaret edemedim. Dün Flormar'ın bu ürününü görünce hadi bir daha dene diyerek aldım. İlk kullanımımı İnstagram sayfamda "Hikayem" bölümünde paylaştım (Video çekimiyle pek aram iyi değil de).
 
Gelelim ürünümüze:
Ürün tasarım olarak pembe-siyah renklere sahip gayet şık bana göre,
Gramaj olarak 75 ml.
Kullanım ömrü açıldıktan sonra 12 ay,
İçinde besleyici özelliği olan orkide çiçeği özü varmış,
Süngeri siyah,
Sünger ortasında parmağınızı yerleştirebileceğiniz  bir delik var.
Keskin bir kokusu var beni rahatsız etmedi ama koku hassasiyeti olanlar için rahatsız edici olabilir.
 
 
Ben ilk denemeyi bilerek siyah oje ile yapmak istedim.
Bulaşma yapacak mı merak ediyordum çünkü



Ojeli tırnağınızı süngerin ortasına yerleştiriyorsunuz 5-10 saniye kadar  parmağınızı sağa sola  döndürerek  veya şişeyi saat yönünde yada saat yönünün tersinde döndürüyorsunuz,

 
  
 
Sonuç mu?
Beklentimin çok üzerinde oldu bana göre

 
 
 
Tırnaklarımın ilk uygulamada temizlenmiş hali...
Ben çok beğendim tırnağımda herhangi bir kuruma yapmadı, yanlara bulaşma olmadı.

 
 
Kesinlikle kullanacağım bir ürün ,hatta elimin altında iki şişe bulundursam daha iyi olur gibi geldi birini koyu renkli ojeleri temizlemek diğerini açık renk ojeleri temizlemek için diye düşündüm.
Ama tabii yanıcı özelliği var, ambalajında oje temizlerken sigara içmeyin gibi bir uyarısı var.
Ondan dolayı temizleme işleminden sonra elleri yıkansa daha iyi olur bence...
 
Birde Flormar Türkiye bu paylaşım için bana msj olarak küçük bir teşekkür emojisi bırakmış,ince bir davranış sanırım hergün binlerce etiketleme yapan oluyordur zaten....
 
Şimdilik benden bu kadar,,
Sevgiyle kalın,,
Yorumlarınızı eksik etmeyin....

27 Mart 2017 Pazartesi

HÜNKAR KÖŞKÜ

Selamlar ,
Bu hafta bizim için zor geçti eşim hafta içi eğitimdeydi cuma akşamı geldi hafta sonu için ve bu akşam( pazar) tekrar döndü eğitime kaldığı yerden devam etmek için. Ondan dolayı kızlar babalarını çok özledi ve özellikle çarşambadan sonra sıkıntılı olmaya başladı bakalım bu hafta nasıl geçecek....
Bu arada sizlerde durumlar nasıldır bilemem ama 9 ay karnında taşı uykusuz geceler ,yemesi içmesi her şeyi derken benim kızların ilk lafları baba resmen babaları ile aşk yaşıyorlar.. İşin şakası tabii kızlar babaya düşkün olurmuş tabiri Zeynep ve Defne için  gerçek yani.
 
Pazar aheste kahvaltı  keyfimizi yerine getirince nereye gidelim ne yapalım diye düşünürken yine Zeynep'in isteği ile "Hünkar Köşkü" ne gitmeye karar verdik.

 Ben daha evvel öğrencilerimi götürdüğüm için köşkü gezmiştim eşimde görmediği için gitmeye karar verdik. Ayrıca orada Burfaş tarafından işletilen bir kafeterya olduğu için kahvemizi de orada içeriz diye planladık.
 
Bende Bursa'daki tarihi bir mekanın varlığını sizlerle paylaşmak istedim. Olur da yolunuz Bursa'ya düşerse size ziyaret edilebilecek bir mekan olsun istedim..
Kendi çektiğim fotoğraflarla size Hünkar Köşkü'nü tanıtmak isterdim ama maalesef köşk içinde fotoğraf ve video çekimi yasak olduğu için alıntı yaparak sadece köşkün tanıtım broşürünün sayfalarını yükleyeceğim buraya...
 
 
Hünkar Köşkü Bursa'nın güneyinde, Yıldırım ilçesine bağlı Uludağ eteklerindeki 
Temenyeri Parkı'nın Üst kesiminde yer alıyor. Köşk 1844 yılında Sultan Abdülmecit'in Bursa gezisi nedeniyle, dönemin Bursa valisi Mehmet Salih tarafından av köşkü olarak yaptırılmıştır.
 



 

Kabul Salonu

Atatürk'ün Odası

 
Atatürk'ün Çalışma Odası

Yemek Odası (Aslanlı Oda)&
Havuzlu Salon




 
Köşk ile ilgili kısa anekdotlar:
*Köşk 19 gün gibi kısa bir sürede yapılmış.
*Atatürk Bursa gezileri sırasında Hünkar Köşkü'nü kullanmıştır.
*Bundan dolayı "Kasr-ı Hümayun" , "Kasr-ı Milli" , "Cumhuriyet Köşkü" ve "Atatürk Köşkü" adlarıyla da anılmaktadır.
*Atatürk Sabiha Gökçen'i 1925 yılında Hünkar Köşkü'nde evlat edinmiştir. Sabiha Gökçen Hünkar Köşkü'nün olduğu mahallede yaşamaktaymış.
 
Eğer bir gün Hünkar Köşkü'nü ziyaret etmek isterseniz Bursa'ya karşı kahve içmeyi unutmayın...
 
 
 
Sevgiyle Kalın,,
Yorumlarınızı eksik etmeyin,
Gezilerimle ilgili olarak beni instagramdan da takip edebilirsiniz....